Gayri Müslim Bir ülkede, Kumar Oynatılan Bir Restaurantta çalışmak Caiz Mi?

Bu İmam-ı Âzamin görüşüdür, fakat İmameyne göre alması caiz olmaz. Yine Ehl-i kitap bir gayri müslim, bir Müslümanın hayvanını veya gemisini şarap taşımak için kiralasa; Müslümanın aldığı para İmam-ı Azama göre helâl, İmameyne göre caiz değildir. Bir Müslüman’ın gayri müslim ülkelerde gayri müslimden faiz alması, gayri müslime içki ve domuz eti satması ve hatta kazanacağı kesin olmak şartıyla kumar oynaması, bu fiillerin gayri müslimlerce meşru olduğu ve Müslüman’ın da bu meşruiyetten faydalanmasının bir ölçüde ganimet mantığıyla açıklanabildiği esasına binaen, İmam-ı Azam ve İmam-ı Muhammed’e göre caiz bulunmakla beraber, İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik, İmam-ı Ahmed bin Hanbel, Evzai, İshak ve Hanefilerden Ebu Yusuf’un da içinde bulunduğu fukahanın ekserisi, Müslüman’ın her yerde İslam ahkamı ile bağlı bulunduğunu ifade ederek, böyle batıl ve fasit akit ve alışverişleri caiz bulmamışlardır! Ancak restaurant gibi helal mal satan ve bunun yanında da kumar da oynatan müesseselerin durumu farklıdır. Harp durumu ise söz konusu değildir. Erdal ise hala Canan’ın peşindedir.

kumarhane parasının adı Polat ise sokaklarda ölüme terk edilen Memati’yi aramaktadır. Savcı öldürülür. Polat ava giderken, av durumuna düşmüştür. Polat ise onun çocuğu olmadığını ispatlamanın derdine düşmüştür. Baron ise Ali Candan’ın geçmişini öğrenmeye çalışmaktadır. Şifre Polat’ta, anahtar ise Nizamettin’dedir. Mevcut fıkhı kaynaklarda her ne kadar bu mesele ile ilgili bir kayda rastlamadıysak da, benzer fetva ve görüşlere yer verilmektedir. Binaenaleyh, İmam-ı Azam’ın fetvasında esas aldığı şartlar da, artık günümüz itibariyle mevcut değildir. Doğu Bey, Mito’yu artık affetmez ve ansızın evine gider. Aslan Bey’in ölümü sonrasında ne olacağı bilinmeye KGT için Doğu Bey harekete geçer. Bir kimse şarap taşıtmak için birisini tutsa, İmam-ı Azama göre işçinin bu taşımadan dolayı aldığı para helâldir, fakat İmam-ı Muhammed'le İmam-ı Ebû Yusuf'a göre caiz değildir. Konseyin geleceği de tehdit altına girdiği için birkaç kişinin öldürülmesine karar verilir. Çakır’ın intikam alacağını bilen Baron, onu hapiste tutmaya karar verir. Baron, sonunda Polat ve Çakır’ın yargılanmasına hükmeder. Tombalacı, Çakır’ın kaçtığını öğrenir ve savcıyı koğuşa gönderir.

Akrep Bekir’i de Tilki’ye gönderir. Gayri müslim ülkeleri “darülharp” olarak niteleyen İslam fakihleri, bu ülkelerde yaşayan Müslümanlarla gayri müslimlerin münasebetlerini düzenleme konusunda muhtelif görüşler ileri sürmüşlerdir. Müslümanlar gayri müslim ülkelere izinli ve müsaadeli olarak girebilmektedirler ve bu ülkelerde emniyet ve güvenlik içinde yaşayabilmektedirler. Çünkü yurt dışındaki gayri müslimler İslamiyet’i doğrudan Müslümanların şahsında görüyorlar ve onların güzel ahlakları hidayetlerine de vesile olabiliyor. Yurt dışında Müslümanların sosyal ilişkilerinde İslam ahlakını yaşamaları, yurt içindeki Müslümanlara göre daha fazla ehemmiyetli bulunmaktadır. Bediüzzaman (ra), İslam ahlakını bizzat yaşayarak örneklik edebildiğimiz takdirde diğer dinlerin tabilerinin İslamiyet’e cemaatlerle girebileceğini bildirirken, İslam’ı doğru temsil etmemenin de mesuliyeti mucip olduğuna işaret buyuruyor. Zaruret olmadığı takdirde haram, her yerde haramdır. Esasen, Kur'an ve Sünnet, zaruret dışında haramlara izin de vermemiştir. Bu sayede Çakır ve Polat, can dostu olurlar ve Çakır bundan böyle Polat’a ”can polat” olarak seslenir. Polat’a da ortağını öldürdüğü söyler. Zira artık günümüzde Müslüman ülkeler de dahil dünya ülkeleri, umumi bir barış ve sulhu esas almışlardır.

Testere’nin kaderi artık Baron’un dudakları arasındadır. Memati, Polat ve Abdülhey’in devlet ajanı olduğunu bir türlü kabullenemez ve kişisel olarak ihanete uğradığını düşünerek ekipten ayrılır. Çakır, Polat ile Derya’yı basmaya gittiği evde Meral ile karşılaşır ve boyununu bükerek geri döner. Polat hayatının tüm hesabını mahkemede verecektir. Bu konsey de adeta bir Kurtlar Konseyi’dir. Polat’ta onunla beraberdir. Elbette Tombalacı güçsüz bir adam değildir fakat Polat’ta çok özel bir ajandır. Safiye, nihayet annesi ile beraberdir. Ağızlarından bir şey çıkmaz fakat kafaları karışmıştır. Elif ve Canan’ı bir yol ayrımı beklemektedir. Hücredeki Nina, Erhan’ın silahını alır, onu ve Abdülheyi vurarak kaçar. Çakır hapishaneden kaçar. İlk olarak hedefi Polat’tır. Çakır siyaset izler ve konseyde haklı çıkmaya çalışır. Polat, Pala’yı tekrar ele geçirir ve sorguladıktan sonra infaz eder. Polat, Erdal’a oyun oynar fakat Eren’i bulacakları sırada gördükleri şey ürkütücüdür. Polat, Memati ve Seyfo, Tombalacı’nın peşine düşer ve onun 50 milyon dolarını alır. Polat, dünya baronu ve onun eşi ile görülür.

Diğer Yazılar